13 Ağustos 2010 Cuma

2010-2011 Sezonuna Eskişehir’de Başlıyoruz.

Orta sıralarda bitmiş bir sezondan sonra yeni umutlarla yeni bir sezona daha başlıyoruz. Öncelikle sadece sportif olayların konuşulduğu güzel bir sezon geçirmemizi diliyorum. Takımımızı ise görmek istediğimiz başarılarla. Cumartesi günü saat 22.00’de oynanacak maçı Halis Özkahya yönetecek. Kendisi bir önceki sezon Eskişehir-Gençlerbirliği arasındaki 0-0 lık maçı da yönetmişti. Bu benzerlik skorada yansıyabilir diye düşünmekteyim.



Takımda maç öncesi en büyük sıkıntı Ankaragücü maçında sakatlanan ve 6 ay forma giyemeyeceği söylenen Mustafa Pektemek. Bir önceki sezonun en çok gol atan ismi olan Mustafa ve sonrasında en çok gol atan isim Kahe’nin takımdan ayrılmasıyla oynaması muhtemel isim Billy Mehmet. Kendisinin golcülük yeteneği konusunda ise büyük soru işaretleri var. Aykut Demir ise maça günler kala sakatlandı ve onunda sakatlığının 2 hafta sürmesi bekleniyor. Başka ciddi bir eksik bulunmuyor. Bunun dışında sakatlıktan kurtulan ve antrenmanlarda iyi form gösteren Harbuzi ise sevindirici haber. 90 dk. yı kaldırabilecek kondisyon varsa kadroda pozisyon üretebilecek bir isim olur ve bu da beni umutlandırır. Hazırlık maçlarında ve geçen sezondan gördüğümüz üzere takımın ciddi anlamda pozisyona girememe sıkıntısı var. Bu durumda gol atmakta epey zorlaşıyor. 3 defansif özellikli orta saha olasılığını düşünürsek benim için kritik bir önemde kendisi. Muhtemel kadroyu ise belki bir iki değişiklikle şu şekilde düşünüyorum.



Eskişehirspor ise bana göre bu sezonun en iyi transfer yapan takımlarından birisi aldıkları isimlere bakarsak eğer. İyi bir takipçisi olmadığım için bilemiyorum eksik bölgeler nerelerdi ve hepsi giderildi mi ancak çok beğendiğimi söyleyebilirim transfer politikalarını. Bakalım bu transferler onlara ne gibi katkı sağlayacak. Eskişehirspor Süper Lig’e çıktıktan sonra yaptığımız 4 karşılaşmanın 3’ü beraberlikle sonuçlandı ve Eskişehirspor’un galibiyeti yok. Bu karşılaşmaya çok önem verdikleri tüm camia tarafından dile getirildi. En azından bizimkilerden daha fazla istekliler veya dışarıya belli etmiyoruz. Zor ve zevksiz bir karşılaşma olacağını düşünüyorum. Bu maç için tahminim gol sayısının 1’den fazla olmayacağı yönünde. Düşündüğüm en olası sonuç ise golsüz bir beraberlik.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

İlk(!) Kupa Geldi…



Yeni sezon öncesi Gençlerbirliği ve Ankaragücü taraftarlarının takımlarını görmesine vesile olan TSYD Ankara Şubesi Kupası’nı penaltı atışları sonucu 7-6 kazandık. Maça ilgi özellikle Ankaragücü tribünlerinde oldukça fazlaydı. Maç içerisinde ve maç sonunda istenmeyen olayların yaşanması ise alışık olduğumuz ancak bir türlü son verilemeyen futbolun istenmeyen yüzlerindendi. Gençlerbirliği taraftarının ise maça ilgisi fazla değildi. Böyle bir maçta sezona başlamadan kupa kaldırmak moral kazandırabilir takımımıza ama bu kupaların devamı gelir mi orası düşük bir ihtimal gibi duruyor. Sonucun önemli olmadığı bu karşılaşmada bizim açımızdan geçen seneden ne değişti diye baktığımız zaman görülüyor ki esasen tahminlerim doğrultusunda pek bir şey değişmemiş. 4’lü sabit bir savunma, önünde 3 defansif özelliği olan orta saha ve onların önünde de 3’lü bir hücum hattı. Sadece isimler değişmiş durumda. Ve maçın normal süresi bizim hiç yabancı olmadığımız şekilde sonuçlandı. 0-0



Thomas Doll bu karşılaşmaya sezon öncesi benimde düşündüğüm ilk 11 ile başlamış. Benim tahminimden tek farkı Harbuzi yerine Jedinak’ın oynamasıydı ki Harbuzi’nin sakatlığı bunun başlıca nedeni diye düşünüyorum. Harbuzi veya şu anda kadroda göremediğim ona yakın bir 10 numara oyuncusu olmazsa bu gol kısırlığı bu sistemde devam eder gider. Gençlerbirliği gol atamıyor yorumundan ziyade temel sorun Gençlerbirliği pozisyona bile giremiyor durumu var takımda. Doll’de bunun farkında olacak ki kendiside maç sonunda bu eksikliği belirtmiş ve orta alan ve hücum için transfer şart demiş. Mustafa Pektemek’in sakatlığının 6 ay süreceği söylentisi ise gerçekten özellikle santrafor hattı için felaket denilecek cinsten bir haber. Kahe’nin boşluğunu dolduramadan Pektemek’in kaybına ne gibi çözümler gelecek bilemiyorum. Bu noktada sürekli söylediğim transfer gerekliliğini ve transfer bitti diye defalarca söyleyen yönetimimiz bu açıklama karşısında ne yapacak bekleyip göreceğiz. Şu anda santrafor için elde kalan Billy Mehmet ve Bekim Balaj adındaki görmediğimiz, bilmediğimiz ve benim pek de umursamadığım isim kaldı. Yaklaşık 2 ay önce dedikodusu çıkan Pawel Brozek gibi bir isim gündeme gelirse diye ümitleniyorum sadece.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Sezon Aperatifi TSYD


Yeni sezona girmeden geleneksel hale gelen TSYD kupası 8 Ağustos Pazar günü Gençlerbirliği-Ankaragücü maçıyla sahibini bulacak. Maç esasen bir Ankara derbisi niteliğinde olsa bile asıl merak konusu olan iki takımın taraftarının da kendi takımlarını izleyip değerlendirecek olması. Bu noktada maça Ankaragücü taraftarının gözüyle bakmak benim açımdan imkansız. Kendi gözlemlerime ve taraftarlarının yaptığı yorumlara göre oldukça dertliler. Kulübün derin sorunları var, onların yerinde olmak istemezdim açıkçası.



Gençlerbirliği taraftarı olarak ele alırsak maçı tam bir merak karşılaşması diyebiliriz. Bu sezon bir önceki sezona göre kadrosunu oldukça değiştirmiş çok yeni bir takım var karşımızda. Yeni sezon için umutlu olan ve olmayan pek çok taraftar var. Yeni transferlerin nasıl oyuncular oldukları, bunların aralarındaki uyumu, kadronun ne şekilde sahaya çıkacağı gibi şeyler benimde merak ettiğim unsurlar. Büyük çoğunluğun merak konusu ise rekor transfer Ermin Zec olacaktır. Bir gol atabilmesi taraftarın en büyük beklentisi.



Tribünler daha önce söylendiğinin aksine eşit olarak paylaştırılmış durumda. Biletler kale arkası 5, maraton 10 ve kapalı 20 TL. Herhangi bir TV kanalının karşılaşmayı vermemesi şehir dışındaki taraftarlar ve kupanın iyice yıpranmış olan imajı açısından kötü bir durum. Maçla ilgili tahminim ise daha sorunsuz ve hazır bir görüntü veren Gençlerbirliğimin maçı kazanacak olması. Bakalım “Hazırız” görüntüsü verecekler mi ?

23 Temmuz 2010 Cuma

2010-2011 Sezon Öncesi Gençlerbirliği

Yeni sezona girmeden önce transferimizin bittiği söyleniyor, bende buna göre toplu bir sezon öncesi değerlendirmesi yapıyım dedim. Geçtiğimiz sezon bir seneyi Thomas Doll ve sistemi ile geçirdiğimiz ve yeni sezona da bu şekilde başlayabileceğimiz için sezonu bu mantaliteyle açabiliriz.

İlk olarak 1 numaradan yani kaleden başlarsak geçen sezon ki gibi Serdar Kulbilge’yi görüyoruz. Serdar’ın geçtiğimiz sezon esasen ben fazla bir kalecilik meziyetini göremedim. Fazla savunmacı bir takım olduğumuzdan 5-6 maçta kalemizde doğru düzgün pozisyon bile görmemiştik. Kalede sırıtacak kadar vasat bir görüntüsü de olmadı ancak muhteşemde diyemedik. Öncelikle Serdar’ın hem kendi tribününü hem de rakip tribünleri delirtecek kadar ağır hareketleri düzeltmesi gerekiyor. Bunun dışında gollerde defans oyuncularına kızması ve beraberliği seven görüntüsü de can sıkıcı. Hızlı hareket edip takıma enerji katabilirse oldukça iyi bir sezon geçirebilir. Bu sezon kaptanlığa yükseldiğini düşünürsek sorumluluk duygusu gereği bunları düzeltmesi gerekiyor da. Yedekleri ise şu anda sadece geçtiğimiz sezon Giresunspor’da forma giyen Ramazan olarak gözükmekte. Diğer kalecide galiba A2 den birisi olacaktır ancak fazla bir önemi de yok bu durumun çünkü Serdar geçen sezon istemeyerek bir maç kaçırmıştı. Rekabet olsun diye bir kaleci alınması da bizim kulübümüze biraz lüks kaçar. Keza Serdar’ında kendini göstermek gibi bir hedefi olduğunu düşünürsek fazla lüks.

Gelelim beklerden sağa. Kale gibi yeri sağlam olan bölgelerden biri burası, çok büyük aksilik olmazsa benim takımda en çok güvendiğim yerli isim Orhan Şam’ı kesecek kalitede bir isim yok zaten. Orhan geçtiğimiz sezon çok iyi performans sergilemedi ancak bir bekin yapması gerekenleri yapmaya çalıştı. Yani futbolun gereklerini biliyor, tam olarak sahaya yansıtabilmesi için ise daha çok çalışması ve konsantre olması gerekir. Bu sene takımı için oynarsa bizde bu bölgeden yana sıkıntı çekmeyiz. Geçtiğimiz sezon yedeği olmadığı için onun olmadığı birkaç maçta ve Orhan’ın stopere kaydığı maçlarda bu görevi defansif orta saha Cem Can üstlenmişti ancak bu sezon Haluk Ulaşoğlu diye bir isim transfer edildi ki kendisi Elazığspor’da yedek kaldığı için Elazığlılar bile pek yorum yapamıyor kendisi için. Birde geçtiğimiz sezonu Hacettepe’de geçiren umutsuz vaka Emre Balak maalesef o bölgedeki gereksiz alternatiflerden biri görünümünde. Şu aşamada bakınca Orhan’ın yokluğunda yine Cem Can en iyi isim gibi geliyor bana.

Sol bek ise yıllardır çözülemeyen kanayan bir yara gibi. Taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanan, tam bir profesyonel olan Filip Daems’den sonra Gençlerbirliği henüz kaliteli bir sol bek göremedi. En kaliteli isim olarak gördüğümüz Jacques Momha belirsiz ancak insanı yorum yapmaya iten nedenlerden dolayı takımdan gönderildi, yerine genel olarak bir sezon boyunca sol bekle alakası olmayan Aykut Demir ve oldukça formsuz bir dönem geçiren Murat Kalkan oynadı ki ikisinden de istediğimiz performansı alamadık. Bu sezon ise yine Murat Kalkan var ve sakatlığı geçen Alparslan Erdem. A2 ile yapılan hazırlık maçının ilk yarısında izlediğim Murat Kalkan geçtiğimiz sezonun devamı gibiyken, Alparslan oldukça hırslı, istekli ve bilinçli oynuyordu. Yalnız Alparslan’ın futbol kariyerinde yaşamış olduğu uzun sakatlıkları düşünürsek –kronik olma ihtimali çok yüksek- ve Murat Kalkan’ın geçtiğimiz sezonki performansını hatırlarsak bir sezonu zor geçiririz bu bölgede. Yeni transferlerden Debatik Curri’nin de bu bölgede oynayabildiğini düşündüğümüzde en azından yine Aykut olmaz ve bu işi bilen biri oynar diye umut ediyorum. Tabi Curri solda oynarsa orta ne olacak orası da şüpheli.

Şimdi olası şüpheli bölüme yani stoperlere göz atalım. Geçtiğimiz sezon ligin büyük bölümünü stoperlerde İlhan Eker-Ivan Radeljic oluşturmuştu. Bu ikiliden İlhan taraftarın vazgeçilmez ismiydi, savunmada güvendiğimiz isim oydu ancak neden olduğunu tam olarak anlayamadığımız bir şekilde Doll ile aralarında bir sorun yaşanıyordu. Doll kendisini istemedi ve kendisi Fenerbahçe’ye transfer oldu. Ben kendisini çok arayacağımızı düşünüyorum. Ivan ise zaten çok ağır kaldığı ve kademe hataları yaptığı için pek beğenimizi toplamamıştı. O da Antalyaspor’a transfer oldu. Bu sezon yeni bir ikili oluşturacağız. Elimizde stoper özelliği olan 4 futbolcu yer alıyor. Bunlar Aykut Demir, Mahmut Boz, Debatik Curri ve Ante Kulusic. Tabi bu 4 futbolcudan Kulusic henüz futbolcu olma kapasitesine erişememiş bir isim olduğundan 3 isim olarak görüyorum. Muhtemelen Curri ve Aykut ikilisi oluşturacaktır bu bölgeyi. Curri tanımadığımız ama olumlu referansları olan bir isim. Aykut ise geçtiğimiz sezonun büyük bölümünü sol bek olarak geçirmiş bir isim. Oyun tarzının o bölgeyle alakası yok ama stoper özelliği daha fazla olan birisi. Tabi bana göre yetersiz o bölgede, rakip futbolcularla çok haşır neşir olduğundan kart yeme olasılığı da çok yüksek. Diğer isim Mahmut ise yaşına göre oldukça iyi mücadele sergilemişti oynadığı maçlarda. Kendisinden çok umutluyuz ancak onunda uzun süreli sakatlıklar yaşadığını düşünürsek bu yaşına kadar ve bu sakatlığı tekrar nüksederse işimiz oldukça zorlaşır. Sol bek gibi burası da transfer isteyen bölgelerden. Aslında bir Hırvat futbolcu gündemdeydi ancak o iş olmayınca Kulusic’e döndük. Savunmayı Kulusic’e vermek kediye ciğer emanet etmek gibi geliyor bana. Bu bakımdan özellikle Mahmut’a sağlık dolu bir sezon diliyorum.

Savunmacılardan sonra orta sahaya gelelim. Öncelikle geçtiğimiz sezon en az iki defansif orta sahayla mücadele ettiğimiz için yeni sezona da bu bakış açısıyla yaklaşıyorum. Şu anda kadroda bu özelliğe sahip üç isim bulunmakta. Yılların ismi Cem Can, bir iyi bir kötü Mile Jedinak ve yeni transferimiz hırçın çocuk olduğu söylenen Michael Stewart. Thomas Doll’ün benim gibi Jedinak’a fazla sıcak bakmadığını düşünürsek savunmanın önündeki ikili büyük ihtimal Cem Can ve Stewart olacaktır. Benim en sıkıntılı olarak gördüğüm bölüm maalesef burası. Yani bu ikili ve üstüne Jedinak tam olarak güven duyamadığım isimler. Ben bir futbol takımının orta sahasının çok iyi olması gerektiğini düşündüğümden ve bu isimlerin çok iyi olmadığını bildiğimden işimizin zor olduğunu düşünüyorum. Bu üçlüyle zaten bir sezon geçmez. Sakatlık, ceza ve ağır yük gerektiren bir bölge olduğundan yine kadrodaki diğer bu bölge futbolcusu olmayan isimler denenerek sıkıntılar çıkartacaktır. Yinede bu bölgedeki en sevindiğim gelişme ise takımda ne için durduğuna anlam veremediğim isim Kerem Şeras ile yollarımızın ayrılması. Bu ikilinin önünde ise hücumsal anlamda organizasyonu sağlayacak olan kilit ismimiz Harbuzi var. Kendisi takımın sorumluluğu en fazla olan ismi gibi duruyor şu aşamada. İyi performans sergilediği zaman takımın nasıl oynadığını, ne kadar çok pozisyona girdiğini geçtiğimiz sezon azda olsa gördük. Geçtiğimiz sezondan ders çıkararak bu sezon hem kendisinin hem de teknik ekibin Harbuzi’nin devamlılığı için ders çıkarması gerekiyor. Kendisinin yedeği ise tüm ofans hattı olabilir ancak tam mevkisi itibariyle yeni transfer Oktay Delibalta ve geçtiğimiz sezonu Hacettepe’de geçiren Soner Aydoğdu bu bölge için uygun duruyor.

Son olarak üçlü hücum hattı üzerinde duralım. Bir önceki sezon neredeyse pozisyona giremediğimiz ona yakın maç olduğunu düşünürsek bu bölgenin üzerine bu sezon fazlasıyla düşmemiz gerekecek. Tabi bu ona yakın maçın tek sorumlusu hücum hattı değil, sonuç olarak futbol takım oyunudur ve hücumun arkasında kalan bölümlerinde hücuma destek vermesi gerekir. Bunu pek göremediğimizi istatistiklerde söylüyor zaten. Tüm defans hattı bir sezon boyunca gol atma ve asist yapma becerisi gösteremezken, orta saha elemanlarının performansı ise içler acısıydı. Bu durumun bu sezonki transferlerle düzeleceğini umut ediyordum ancak yine genel manada defansif bir görünüm veriyoruz sezon öncesi. Hücumun defansa katkısı ise özellikle duran toplarda oldukça iyiydi. Kahe ve Mustafa Pektemek savunma oyunculardan daha fazla top çıkarmıştı duran toplarda. Yeni sezona girerken hücum hattımız oldukça değişti ve şahsen benim kafam karışmış durumda. Elimizde oldukça fazla hücum hattında görev alabilen ve alabileceğini söyleyen futbolcu olmuş durumda. Santrafor olarak Mustafa Pektemek, Billy Mehmet ve Bekim Balaj oynayabilir. Yancılar ise yine Mustafa Pektemek, Hurşut Meriç, Ermin Zec, Serkan Çalık, Cem Atan, Mehmet Aygün, Oktay Delibalta, Sabahattin Usta ve hatta Bilal Çubukçu bile olabilir. Tabi gönderilemezse Patiyo Tambwe ve Bruce Djite’yi unutmayalım. Yani oldukça çok isim var. Tahmini olarak oynayacak isim solda Hurşut Meriç, ortada Mustafa Pektemek ve sağda yeni transfer Ermin Zec. Burada beni düşündüren Mustafa ve Hurşut’un fiziki durumları. Hurşut geçtiğimiz sezon sonradan girdiği maçlarda daha çok sivrilmişti, 90 dakika sahada kalınca tam verim alınamadı kendisinden, Mustafa ise daha vahim bu konuda. Çoğu maçta ikinci yarılar tabir yerindeyse yattı. Ermin Zec in böyle olmamasını umut ediyorum çünkü hücum pres yapamayınca maalesef rakip tek kale oynamaya başlıyor ve bu durum bizde sık yaşanıyor. Eğer Billy Mehmet santrafor oynarsa Mustafa-Hurşut ikilisi dönüşümlü bir biçimde daha etkili olabilir tabi burada da Billy’nin başarılı bir performans sergileyeceğini düşünürsek. Diğer olası oyuncularımızdan Serkan Çalık sakatlıktan çıktıktan sonra kendini bulmak için uğraşacaktır. Kendisi kontratak futboluna daha yatkın bir isim gibi duruyor, deplasmanlarda kullanılabilir. Sabahattin gelişim senesi olarak geçirecektir bu sezonu da, Bilal ise varlığı ve yokluğu belli olmayan iki sezondan sonra üçüncü sezonuna giriyor. Kendisi Türk futboluna uygun değil bana göre, yine bir şey beklemiyorum. Yeni transferler ise denilenlere göre Cem Atan ve Oktay Delibalta fena değil, Bekim Balaj için gelecek düşünceleri var, Mehmet Aygün ise sürpriz.


Topluca bir değerleme ve sezon öncesi tahmin yaparsak eğer bir önceki sezona göre iyi gibi duruyoruz genel manada, ancak diğer takımlarında kadrolarına yaptıkları takviyeleri düşünürsek sıralamada ne kadar yükseğe çıkabiliriz o konuda pek emin değilim. Eğer 5. olabilirsek bu kadroyla muhteşem bir sonuç olur bizim için. Bundan daha fazlası ise şu aşamada pek mümkün gözükmüyor. En kötü ihtimal ise Doll ile sezonu tamamlayamaz ve Hikmet Karaman, Mesut Bakkal gibi isimlere dönersek 12. lik olur. Daha iddialı olmak için bu kadar çok transfer yapmak yerine daha az ama daha kaliteli isimlere gitsek ve eksiklerimizi gidersek daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. Eksik bölgeler olarak Orhan Şam tipi görevini bilen bir sol bek, tecrübeli bir stoper, takımın lideri olabilecek bir orta saha ve çok yüzdeli vuruşları olan santrafor bizim hala ihtiyaçlarımız. Tabi bu transferler benim ve diğer taraftarlarımızın beklentisi olan şampiyonluk için. 2009-2010 sezonunu düşündüğümüz zaman bu tip oyuncularla biz daha rahat şampiyon olabilecek konuma geliriz ve yönetimin uğraş vermeyip yıllardır yakındığı taraftar sayımız bir kez daha gözden geçirilir. Kendi adıma 3.lük, 5.lik bizim kulübün potansiyelini düşündüğümüz zaman artık basit uğraş olarak geliyor bana. Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir yazıda bir takımın yetkili ismi bizim bulunduğumuz yerde 2.lik başarısızlık sayılır demiş. Bunu demesi gereken kulüplerden biride biz olabilirdik. Üstelik başarının böylesine ödüllendirildiği bir düzene geçmişken artık olmalıyız. Yönetimimizin en kısa zamanda daha geniş vizyona sahip olmasını ve bunun için uğraşmasını umut ediyor ve bu uzun değerlendirmeyi okuyabilenlere teşekkür ediyorum.

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Merhaba


Öncelikle herkese merhabalar diyorum. 10 lu yaşların başlarından itibaren taraftarı olduğum ve 19 Mayıs stadyumunu ikinci evim görmeme vesile olan takımım Gençlerbirliği ve geniş kesme hitap eden futbol olaylarını konu edecek olan bu sayfamda elimden geldiğince bu konular üzerine yazılar yazmaya çalışacağım. Üyesi olduğum taraftar topluluklarından haydigencler.com da yazdığım yazılardan sonra popüler bir uğraş olan blog yazarlığı konusunda yazılar yazmak istedim. Grubumuzun üyelerinden Gencay Ergez’in http://kirmizisiyahkultur.blogspot.com/ adresli blog sayfasından sonra grubumuzun ikinci bloggerı oluyorum. Hem futbolun kırmızı-siyah tarafı fazla olduğu için hem de fazla farklı olmasın diye bende kırmızısiyahfutbol olarak belirttim blog adresimi. Lafı fazla uzatmadan bu adresi tıklayan, takip eden herkese hoşgeldiniz diyor ve teşekkür ediyorum. Grubumuz üyelerinden Ahmet Günen abime beni teşvik ettiği ve yazılarıma değer verdiği için ayrıca teşekkür ediyorum. Umarım iyi bir blogger olup sizlere keyif duyarak okuyacağınız yazılar yazabilirim. Herkese güzel günler.