Gençlerbirliği Taraftarlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gençlerbirliği Taraftarlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2011 Pazar

Sezonu Kapattı(m)k.


2010-2011 sezonuna kadro kapasitesini göz önünde bulundurarak büyük iddialarımız olmadan başlamıştık, düşüncelerimiz orta sıralarda yer alan, çok çalışılırsa üst sıraları zorlayan bir takımdı ama daha sezon başında yaşadığımız uzun süreli sakatlıkların kendisini göstermesi, bununla beraber gelen kötü sonuçlar, sezon başındaki hocamız Thomas Doll’un kafasında takımı bitirmesi, her zamanki yanlış yönetim gibi nedenlerden kötü bir sezon geçireceğimiz belli olmuştu ve küme hattında kendimizi bulduk uzun süreler. Ligin bitmesine 4 hafta kala takım için, bizim için lig tamamen bitmiş oldu. Ligin geri kalan bu kısmında maç analizi yapmayıp bu alanda sezonu bitiriyorum. Umarım yeni sezon için güzel şeyler yazabileceğim gelişmeler olur, artık kötü günleri tamamen geride bırakmış oluruz.


Bugünkü maçımızdan kısaca bahsedersem eğer önceki maçlarımıza benzer şekilde yine farklı bir kadro ile karşılaştık. Karşılıklı cılız atakların olduğu karşılaşmanın ilk yarım saatlik bölümünde ciddi hakem hatalarına maruz kaldık, çok net bir penaltımız sarı kartla cezalandırıldı, golümüz Süper Lig’de pek görülmeyen bir şekilde iptal edildi ki görüş açısını engellediği de pozisyona bakılırsa söylenemez, diğer pozisyonlardaki takdir hakları da çoğunlukla aleyhimize oldu. Hakem Suat Arslanboğa, karşı tribündeki yan hakemle birlikte erken teşhiş olarak hakemlikten azledilmeli, futbolun önündeki görülen engeller ikinci şansa bırakılmadan ortadan kaldırılmalı. Maçın ana temasını hakemler oluşturdu diyebiliriz. Yaptığımız hatalar zinciri sonucu yediğimiz golden sonra fazla sayıda net pozisyon kaçırdık, değerlendirdiğimiz bir pozisyonla da beraberlikle bitirmiş olduk maçı. Yine bana göre maçın en önemli olayı ise son 20 dk. lık bölümde az sayıda taraftarımızla yaptığımız protestomuz oldu. Bundan sonraki maçlarımızda da devamının gelmesini bekliyoruz. İyi günde, kötü günde takımın yanındayız ama kötü günleri iyiye çevirmek için uğraşanlardan olmak Gençlerbirliği taraftarlık vazifesidir. Yeni sezona kadar maç analizi dışında önemli gelişmeler olduğunda görüşmek dileğiyle…

23 Nisan 2011 Cumartesi

Kırmızımız Kalmadı, Siyahlara Büründük…

Gençlerbirliği olarak bu sezonda olduğu gibi son sezonlarda istikrar yakalayarak küme düşme potasının müdavimi olmuş durumdayız, yapı değişmezse önümüzdeki senelerinde farklı olacağını düşünmüyorum. Çok iyi seneler geçirmiş bir kulübün taraftarı olarak bu kötü giden olaylardan sonra kuradaki şansımızın da büyük yardımıyla kendimizi yarı finalde bulmuş ve en azından kupa final sevinci yaşayalım diye umutlanmıştık. Ancak sezon içerisinde yapılan çeşitli hatalar bu maçta da kendini gösterdi ve hiç beklemediğimiz şekilde elenerek kupaya da veda ettik. Kupaya veda sonrasında bu sezonda bizim için tamamen bitti, bundan sonra yapacaklarımız tamamen prosedürün dışına çıkmayacak şeyler. Son kupa maçı sonrası yaşadığımız en güzel olay ise kupada veda ederken kendimizi sonunda muhalif olarak gösterebilmemiz ve senelerdir bize çileden başka bir şey veremeyen kimselere karşı göstermiş olduğumuz protestomuz oldu. Farkındalığımızı bundan sonrada gösterebilmeli, siyaha renk katan kırmızımıza tekrar kavuşana kadar bu duruşumuzu korumalıyız. Umarım duyarlı taraftarımızla bunu da başarabiliriz.

Aslında yazılarımın çoğu o haftanın maçı ile ilgili olurdu, bu da öyle bir yazı olacaktı ama Kasımpaşa ile oynayacağımız maç benim gibi hiçbir taraftarımızın da pek umurunda değil. Resmi olmasa da küme düşmüş bir Kasımpaşa ve ligde kalmayı yine bir şekilde başarabilen biz, sıradan bir lig müsabakasında karşı karşıya geleceğiz. Son kupa şokundan sonra takımımın fazla motivasyonla sahaya çıkacağını düşünmememe rağmen sezon sonunun yaklaşmasıyla kendini piyasaya sunmak isteyen, sözleşmeyi tekrar bağlamak için çabalayan, forma şansında daha fazla kredi için uğraşan futbolcularımız olabilir ve kalite olarak kendinden düşük olan oyunculara karşı iyi bir futbol ortaya koyabilirler. Tabi bu durum rakip içinde geçerli, önümüzdeki sezon Bank Asya yerine Süper Lig forması için canla başla mücadele eden bir rakip izleyebiliriz. Teknik heyetin takımda kalabilme ihtimalini çok çok düşük gördüğüm için benim asıl istediğim geçerli bir iskeletle artık olmayacak oyuncuların bugün itibariyle defedilmesi ihtimalinin gerçekleşmesi zor. En önemli olan olay ise kupa maçındaki sahnelerin tekrar ve daha büyük bir katılımla tekrarlanması. Bu günden itibaren tribünün gururu bu olacaktır.

18 Şubat 2011 Cuma

İyi ki Doğdun HaydiGençler’im


Çarşamba gecesi Gençlerbirliği’ne gönül vermiş az sayıda kişi tarafından kurulan ve gün geçtikçe hızla büyüyen haydigencler.com kuruluşunun 4. yılını güzel bir yemekle kutladı. Bu yemeğe Gençlerbirliği’ne gönül vermiş biz taraftarlar, futbolculardan Orhan Şam, Murat Kalkan, Yasin Öztekin ve Oktay Delibalta, Gençlerbirliği tarihinde efsane olmuş eski başkanımız Hasan Şengel, sporx.com yazarı Tolga Özek ve tribün için çok değerli olan isimler katılımıyla Gençlerbirliği ismine yakışır güzel bir gece yaşadık.


Gecenin düzenlendiği salon kırmızı siyah renklerle donatıldı, tribünden manzaralar slayt gösterisiyle ekrana yansıdı, 2003-2004 sezonundaki UEFA Kupası başarımızı hep beraber izleyerek tekrar gururlandık, çekilişle onlarca Gençlerbirliği ürününü kazananları belirledik, futbolcularımıza, taraftarlarımıza, bu kulüp için emeği geçen değerli isimlere ödüllerini verdik, bolca tezahürat yaptık, futbolculardan Türkiye Kupası için söz aldık, onlarla sohbet ettik, eleştirimizi de yaptık övgülerimizi de ilettik, yedik, içtik, güldük, eğlendik, doğum günü pastamızı kestik, oynadık, zıpladık, fotoğraflar çektirdik. Ve sonunda hepimiz aynı şeyi söyledik. İyi ki Gençlerbirlikliyiz, iyi ki Haydi Gençleriz ve bundan hep gurur duyacağız.

4 Şubat 2011 Cuma

Biz “HaydiGençler”iz.

Futbol kamuoyunda bazı kesimler Gençlerbirliği taraftarından bahsederken “taraftarı yok” diyerek kestirip atmayı tercih ederler ki bunlar esasen bu konuda fazla bilgisi olmayan kişilerdir, bazı kesimler ise “Gençlerbirliği taraftarı az ama niteliklidir” diyerek daha gerçekçi bir yaklaşımda bulunmayı tercih ederler. Evet, bizim öyle milyonlarla ölçülen bir taraftar kitlemiz yoktur ancak az da olsak yinede varız. Ve bu azlığın içinde benim de bulunduğum kulübe gönül vermişler olarak spor ahlakından uzaklaşmayan, futbola futbol olduğu için değer veren, herhangi bir çıkar amacı olmayan ve futbol dışında da bir araya gelebilen 19 Mayıs Stadyum’unun maraton tribününde yer alan taraftarların oluşturmuş olduğu “HaydiGençler” grubuyuz.

Olimpiyat Stadı'nda HaydiGençler

  HaydiGençlerin hem futbolla hem futbol dışı olaylarla ilgili bilgilerini, fikirlerini paylaştığı ve üyelerin bir arada olmasını sağladığı platform “haydigencler.com”. Grup üyelerinin daimi ve her an ulaşılabileceği yer olup takım hakkında son bilgileri, istekleri, düşünceleri, taraftar olarak yapabileceklerimizi, düzenlenecek organizasyonları ve daha pek çoğunun tartışıldığı sitemiz. Grup üyeleri 7’den 70’e her meslek dalından kişilerden oluşmakta ise de yoğunluğu kulübünde kimliğini oluşturan öğrenci kesimi oluşturmakta. Tribünde sesimizin çıkmasını sağlayan da çoğunlukla öğrenci kesimi. Yukarıda da belirttiğimiz gibi biz sadece futbolla değil futbol dışındaki olaylarla da beraber olan bir topluluğuz. Sitenin kuruluş yıldönümlerinde yapılan organizasyonlar, iftar yemekleri, halı saha maçları, asker uğurlamaları, taraftar ürünleri için yapılan organizasyonlar (atkı, polar, t-shirt vb.) ve hatta düğün merasimi katılımı gibi. Kısaca “HaydiGençler” her zaman ve her yerde birlikte olabilen bir topluluk ve bu amaçla bir arada olmaya devam ediyor.

Düğün merasiminde HaydiGençler
 
Grubumuzun son olarak yapmış olduğu polar çalışması bitmek üzere. Tribünümüze gelecek olan bu yeni renkle birlikte bu yazımda henüz bizleri tanımayanlara olabildiğince sade bir şekilde kim olduğumuzu tanıtmak istedim. Sitemizin 4. yılını kutlayacağımız şu günlerde umarım gerekenleri söyleyebilmişimdir.

Son polarlarımız

16 Eylül 2010 Perşembe

En Büyük Taraftar “Engin Baba”yı Kaybettik.

Gençlerbirliği’ne gönül vermiş olan, tribünümüzün belki en eski üyesi “Baba Engin” lakaplı Engin KURBEY abimizi kaybettik. Gençlerbirliği taraftarının nasıl olması ve bu taraftarlığın nasıl yaşanması gerektiğini duruşuyla, hareketiyle, bitmemiş olan heyecanıyla tribünde görmüş olan herkes iyi bilir. Bilmeyenler için ise aşağıdaki fotoğrafına bakmak sanırım yeterli olur.


İlerleyen yaşına rağmen, kulübün içinde bulunduğu kötü durumlara aldırış etmeden maçlarını kaçırmamaya çalışan bu değerli büyüğümüz ile yalnızca bir kez karşılıklı konuşabildim. Bundan yıllar önce yine bir Gençlerbirliği maçına gitmek için üzerimdeki formamla otobüsten Ulus’a yeni inmiştim ki arkadan bir ses işittim. Gelen sese dönüp baktığımda sesin sahibi Baba Engin’di ve beni çağırıyordu. O zamanlar ismini bilmememe rağmen Gecekondu tribününde İhtiyarlar bölümünde otururdu ve sima olarak iyi tanıyordum. Hemen yanına gittim tabi. Maçamı gidiyorsun diye sordu ve benim evet cevabını vermemden sonra birlikte gidelim dedi. Yaşı biraz fazla olmasından dolayı fotoğrafta da görüldüğü gibi yürümekte zorlandığından bir taksi durdurmamı istedi ve Gençlik Parkı girişine kadar birlikte taksiyle gittik. Sonrasında gişelere kadar yürürken kendisinin ve benim ne derece Gençlerbirliği taraftarı olmamızdan bahsederken hatırladığım şu cümleyi söyledi. “Bana Baba Engin derler, beni burada herkes tanır. Herhangi bir sorunun olursa beni söyle.” Zaten naif yapısına karşı duymuş olduğum sempati daha da artmıştı. Stadyum ortamında karşına neler çıkacağı belli olmaz, sahiplenilmek güzel bir duyguydu yeni gençleşme çağlarında. Konuşmamızın sonlarında gişelerin oradaydık, kendisine istemiş olduğu bileti aldım sonrasında müsaade isteyerek maça giriş yaptım. Bu günden sonra birkaç defa aynı otobüste bulunmamıza ve stadyumda görmeme rağmen başka bir diyalogumuz olmadı. Kendisi hala beni hatırlıyor muydu bilemiyorum ama ne zaman selam versem gülümseyerek kafa sallardı. Benim içinde önemli olan buydu esasen. Bir insanın samimiyetidir değer görmesi içindir ki Baba Engin bunu hak eden isimlerin başında geliyordu. Geçtiğimiz sezonun son maçı GS karşılaşmasında giriş kapılarının orada otururken yine verdiğim selamı aynı samimiyetle almış ve bu da benim son görüşüm olmuştu kendisini.


Haydi Gençler grubumuzdan üstteki fotoğrafta Baba Engin’in yanında görülen Ahmet Günen abimiz, Gencay Ergez dostumun da kendi bloğunda paylaştığı üzere Baba Engin’le olan bir anısını güzel bir şekilde yazıya aktarmış. Benim diyeceğim son söz Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

“Engin ağabeyi yıllardır tanırım fakat karşılıklı diyalogumuz hiç olmamıştı. Tribünümüzün sanıyorum en eskisi Engin Babadır. Kendi çevresinde ileri yaşta çok arkadaşları olmasına rağmen o insanları artık pek göremiyorum. Engin Babanın olduğu yerde espri, kahkaha hiç eksik olmaz. Fotoğrafını çektim; “birer poz isterim haa” dedi. Yaşını sormak aklıma gelmedi, fakat 80 civarı olduğunu zannediyorum. Fotoğrafa bakar mısınız? Bir tarafta koltuk değneği, başında Gençlerbirliği şapkası, üzerinde orijinal forması, lütfen taraftar gençlerimiz bu resme iyi bakın…
     Kendisi ile ilk karşılıklı konuşmamız Gerede  Dorukkaya otelinde Gençlerbirliği’nin Malatyaspor’la yapacağı hazırlık karşılaşması için kulüp otobüsüyle otelin tesislerine gittiğimizde olmuştu. Ekibimizin teknik direktörü Erdoğan Arıca, Malatyaspor’un hocası Aykut Kocamandı. Maçtan önce  ormanda piknik yapıldı. Sonrasında otelin futbol sahasına gidildi. Çim saha güzel fakat tribün yok, tribün yerine arkalığı olmayan sıralar konmuş, sayısı da biraz yetersiz. Maçı bir müddet ayakta seyrettim, bir ara sıralardan birinde Engin Babanın yanında yer olduğunun farkına vardım. Sanıyorum sıraların ayağının altına bir boşluk vardı, oturmamla birlikte sıranın dengesi bozuldu. Engin Baba müthiş öfkelendi:
     -Ulen bana bak, ben Boşnakım ona göre!!!”