18 Kasım 2010 Perşembe

Yedekler Paşa Karşısında !


Bu sezon talihsiz bir şekilde yaşadığımız sakatlıkların ardı arkası kesilmiyor. Önemli oyuncularımızın oldukça uzun süren sakatlıkları neticesinde kadromuzda her hafta yeni isimler görmek zorunda kalıyoruz. Takımdan gelen son sakatlık haberlerini de dikkate alırsak sezon öncesi ilk 11’de düşündüğümüz Pektemek, Zec, Harbuzi, Curri, Stewart ve Aykut Demir’in sakatlıkları devam ediyor ve ne zaman sahalara dönecekleri de belirsiz. Milli takımdan sakat dönen Orhan Şam’ın da oynamasının zor olduğu söyleniyor. Kısacası as 11’imizden 7 oyuncumuzun Paşa karşısında sahadaki yerini alamayacak. Ligde puan olarak yaşadığımız sıkıntıları atlatmak için bahanemizin olmaması gerekiyor ancak bu sakatlarlıklarında durumumuzu zorlaştırdığı bir gerçek.

Ralf ile oynadığımız haftalardaki olumlu futbolun şiddetle devamını beklediğimiz kritik üç karşılaşmalık döneme bu haftadan itibaren giriyoruz. Bu karşılaşmalarda rakiplerimizin bizim altımızda olduğunu düşündüğümüzde kazandığımız maçlar bize üç puandan fazlasını verecek ve rahat bir nefes almamızı sağlayacak. Bu rakiplerden ilki ligin dibine demir atmış Kasımpaşa. İlk galibiyetini önceki hafta alan Paşa bir bakıma moral kazanmış oldu bunu da devam ettirmek isteyeceklerdir. Biz ise geçtiğimiz hafta hakemden yana oldukça sıkıntı duyduğumuz karşılaşmada bana göre hak etmediğimiz bir mağlubiyet alarak haftayı moralsiz kapattık. Şu anda iki takımında oyun anlayışına bakarsak oynamak isteyen ekipler olduğunu görebiliriz. Paslaşan ve hücumu düşünen iki takım karşılaşmanın seyir zevkinin yüksek olabileceğini düşündürüyor bana. Maçı fazlasıyla eksiğimize rağmen zor olsa da kazanacağımızı düşünüyorum. Skor tahmini olarak ise düşündüğüm 1-2.

14 Kasım 2010 Pazar

Hakem Gol Gol Gol

Maalesef bu seferde kazanamadık geleneği sürdürerek ancak başlıkta da belirttiğim gibi bunda hakeminde büyük etkisi oldu ve bize ilk golü hakem attı diyebiliriz. Bu sezon hakemlerden yana büyük sıkıntı duyuyoruz. Bunun sebebi tesadüf müdür yoksa kasti yapılan şeyler mi bilemiyorum ama arka arkaya kötü yönetilen maçlar sonrası centilmen Gençlerbirliği taraftarı da zorlanıyor istenmeyen hareketler için. Maçta genel olarak takdir haklarını rakip takım lehine kullanmasına alışığız çünkü İstanbul takımları genelde her ne kadar çok şikayet de etseler kollanan taraf olmuştur ancak verilen penaltı penaltıysa eğer her maçta kaç penaltı çalınır düşünemiyorum bile. Maçın konuşulacak ilk olayı da yancılarda dahil olmak üzere hakem üçlüsü.

 
Hakemleri çıkartıp maçı değerlendirirsek eğer oyunu ikiye bölebiliriz. Maçın başından 35-40. dk. ya kadar bizimde kendimizden kaynaklanan hatalarımızla beraber oyunun kontrolü tamamen rakip Beşiktaş’taydı. Olumlu tek paslarla bizi oldukça zorladılar ve birkaç pozisyona da girdiler. Daha sonrasında yorgunluk belirtileri başladı, ileride basamadılar ve oyun bize dönmeye başladı. Her şey bizim adımıza iyi giderken ve hatta birkaç pozisyona da girmişken olmayan bir penaltı neticesinde ilk yarıyı geride kapattık. İkinci yarıda ise ilk 5 dk. kadar rakip baskın gibi gözükse de sonradan oyunun kontrolü tamamen bize geçerek neredeyse top sürekli rakip yarı sahadaydı diyebiliriz. Sakatlarımızın çok oluşunun eksikliği bu dakikalarda kendini daha fazla hissettirdi. Yetenekli oyuncu sayımızın fazla olmayışı kapalı savunmayı çok zorlayamamamıza neden oldu ve son dakikalarda gelen kontra golüyle maçı 2-0 kaybettik. Bu maç için takımın eleştirilecek tek noktası rakip baskı yaparken bunu kıracak hamleleri yapamamasıydı. Pas yapmayıp topları şişirmemiz organize olamamamıza neden olurken rakibinde teknik kapasitesi yüksek oyuncularına oynama fırsatı sundu. Takımımızın bu tip baskıdan kurtulmak içinde çözüm üretmesi lazım ki tam manasıyla iyi bir takım olabilelim. Sahanın en iyi ismine bakarsam Jedinak’ı rahatlıkla söyleyebilirim. İki takım içinde en iyi gözüken, en olumlu hareketler yapan olarak fazlasıyla dikkat çekti bugünkü maçta. Önümüzdeki Kasımpaşa deplasmanıyla bir seriye başlamamızı umuyorum.

13 Kasım 2010 Cumartesi

Bu Sefer Olacak mı?


Kötü bir başlangıçtan sonra teknik adam değişikliğiyle iyi bir görüntü veren Gençlerbirliği’miz ile Beşiktaş bu hafta Ankara’da karşı karşıya geliyor. Maç öncesi tabloya baktığımız zaman iki takımda istediği yerlerden oldukça uzakta. Diplerden kurtulmak için oynayacağımız bu karşılaşma öncesinde önemli birçok ismimizin sakatlıkları bizi düşündürüyor ancak rakibinde aynı konuda durumu bizden farklı sayılmaz. Form durumlarına baktığımız zaman biz daha fazla şanslı gözüksekte istatistiklere inanan biri olarak ligde uzun senelerdir Beşiktaş’ı yenemememiz ve lig tarihindeki en başarısız olduğumuz takımlardan birisi olması dezavantaj durumunda.
  

Geçtiğimiz hafta hem ofansif hem defansif anlamda yaptığımız bireysel hatalar sonucu kazanmamız gereken bir karşılaşmadan berabere ayrılarak sonuca üzüldük ama oynanan oyun bizi oldukça memnun etmişti. Sahaya çıkan kadronun isim fark etmeksizin belli bir sistem dahilinde oynaması, oyun planına bağlı kalması ve oynama istekleri senelerdir görmediğimiz, özlediğimiz sahnelerdendi. Bu maç öncesi de bu oyun anlayışını devam ettirebilmemiz durumunda maçı kaybetmeyeceğimiz inancındayım. Takımın ofansif kilit isimlerinden Harbuzi ve Zec’in yokluğunda Hurşut ve Serkan Çalık’a büyük iş düşecek. Bunun haricinde savunmadan Aykut Demir’de bu karşılaşmada yer alamayacak. Sezon başında düşündüğümüz kadrodan sakatlıklar sonrası oldukça farklı bir kadro çıkacak sahaya. Düşündüğüm olası kadro şu şekilde.

Kendi içinde büyük sallantıda olan rakip Beşiktaş’ın ise önemli fizik güç eksiği var. Bu da bizim için bir avantaj olabilir eğer geçtiğimiz haftalardaki gibi pas trafiğini iyi ayarlayabilirsek hatlar arasında boşlukları çok bırakan Beşiktaş karşımızda epey zorlanacaktır. Maça neredeyse ikinci takımımızla çıkmamıza rağmen bu maç için umudum oldukça fazla ve ligde yıllardır yenemediğimiz Beşiktaş’ı bu sefer yeneceğimizi düşünüyorum. Skor tahminim ise 2-1.

5 Kasım 2010 Cuma

Çok İstedik Ama Olmadı : 1-1

Maç öncesi yapmış olduğum tahminlerimin büyük çoğunluğu maçta gerçekleşmesine rağmen bu kadar net pozisyonlara girebileceğimizi düşünmüyordum. Hem istatistiki açıdan Kayserispor’a karşı olan başarılı sonuçlarımız hem de takımın son haftalardaki 360 derece olumlu dönüşümü bu maç için bizi oldukça umutlandırmıştı ve en kötü bir beraberliğin çıkacağını belirtmiştim. 1 puan aldık ancak 2 puan ve yukarılara tırmanacak motivasyonu kaçırmış olduk. Yine de özellikle ilk yarı boyunca sergilemiş olduğumuz neredeyse kusursuz futbol bizi bir kat daha umutlandırmış oldu.

Sezon başı ve şimdiki dönemimiz arasındaki en büyük farkın takımın artık sahada ne yaptığını bilmesi olduğunu zaten iki haftadır söylüyoruz. Yine bu mantaliteyle oynadığımız bu karşılaşmada pas hatlarını oldukça iyi organize ettik, kanatlarımızı iyi çalıştırdık ve boş alanları hızlı kat ederek pek çok pozisyona girdik. Tabi bu kadar net pozisyona girip değerlendiremeyişimiz büyük dezavantaj, yakaladın mı atacaksın anlayışıyla bağdaşmıyor. Bunun sebepleri de bu maç için belirtmek gerekirse hem bencillik hem de kalite yetersizliği olduğunu söyleyebiliriz. Dileriz bir an önce bunlar içinde bir çözüm buluruz da kazanabileceğimiz maçları lehimize çevirebiliriz. İlk yarıya baktığımız zaman bariz üstün olan taraf bizdik ve Zec’in geçtiğimiz hafta atmış olduğu muhteşem gole benzer şekilde attığı şık golle 1-0 önde kapattık devreyi. İkinci yarı rakip baskı kurmaya başladı ve takımımız bu dakikalarda skoru koruma derdine girince belli bir süre oyun tamamen bizim yarı sahamızda oynandı. Aslında şişirmeler yerine yine ayağa pas yapıp ataklara çıkmış olsaydık rakip geride büyük boşluklar vermişti ve diri olduğumuz dakikalarda bunları gole çevirme şansımız olabilirdi. Zumdick’in yapmış olduğu Serkan-Patiyo değişikliği de herhangi bir sakatlık sorunu yoksa anlamsızdı. Karşılıklı atakların olduğu bu devrede rakip olmayan bir penaltıyı gole çeviremedi, bizde penaltı kadar net pozisyonları cömertçe harcayarak maçı bitirmiş olduk.

Benim gözümde maçın adamı sezon başından beri şiddetle eleştirdiğim Mile Jedinak. Zumdick’in takımın başına geçmesinden itibaren kendini yenileyen Jedinak orta sahada pasörlük görevini bu maçta neredeyse kusursuz yaparak iyi oyunumuza fazlasıyla katkıda bulundu. Hurşut eminim Kayseri seyircisi ve diğer maçı izleyen kitle açısından muhteşem görünmüştür belki ama maalesef yaptığı onlarca hareketin sonunu bencilliği veya topla oynama tutkusu yüzünden getiremeyen bir isim. Takım için oynamaması sebebiyle kendisini iyi bir oyuncu olarak görmüyorum. En kısa zamanda Jedinak gibi aklı başına gelirse o zaman bizde bir yıldız kazanmış oluruz. Takımımızın en aksayan futbolcusu ise sol bekimiz Murat Kalkan. Savunmada yapmış olduğu kritik müdahaleler olmasına rağmen genel görüntü içerisinde Süper Lig futbolcusuna göre sırıtan bir isim. Yediğimiz golde de en büyük hatalı kendisi. Bir de maçın esas adamı olması şu oyundan sonra çok muhtemel olan sakat oyuncumuz Harbuzi’nin olmayışını da hesaba katarsak tam kadroda bu şablon daha da iyi oturacaktır.
Son 3 haftadır oynadığımız iyi oyunun verdiği umutla önümüzdeki Beşiktaş maçı içinde olumlu düşüncelerim var ancak bu maçta da rakibin oyun düzeni, kazanma isteği gibi faktörler asıl önemli noktalar. Oynamak ve kazanmak isteyen bir Trabzonspor’a karşı hiçbir şekilde müdahale edemediğimiz maçın ikinci yarısını göz önüne alarak bu karşılaşmayı değerlendirirsek aradaki kalite farkını kapatmak için uğraşmalıyız öncelikle, bunu da yapabiliriz. Her şeyden önemlisi sezon başlarına göre artık umudumuz var takımdan.

3 Kasım 2010 Çarşamba

STSL 11. Hafta : Kayserispor-Gençlerbirliği

Geçtiğimiz hafta sezonun en iyi futbolunu oynayarak kazanan takımımız bu hafta ligin zirvesine aday ve oldukça iyi bir görüntü veren Kayserispor’la deplasmanda karşılaşacak. Bu maçın bizim açımızdan önemi diplerden kurtulmamızın yanında geçtiğimiz hafta oynadığımız güzel futbolu bu hafta daha dişli bir rakip karşısında ve deplasmanda ne kadar gösterebileceğimiz olacak.


Sezona çok kötü bir başlangıçtan sonra teknik adam değişikliğinin oyun yapısını olumlu yönde etkilediğini görebiliyoruz. Tabi kadro kalitesi olarak bazı maçlarda rakibin istekli oyununa karşı koymamız zor olacaktır ancak en azından sahadaki futbolcuların bilinçlenmiş olmaları bizi sevindiren gelişme. Bu maç açısından da bu durumla karşılaşabiliriz çünkü tam anlamıyla oturmuş ve kazanmayı isteyen, bunun için mücadele eden bir rakip var karşımızda. Bizim yapmamız gereken bu maçta topa sahip olduğumuz zamanlar doğru kullanmamız, mümkün olduğunca topu ileride tutabilmemiz ve tehlikeli pozisyonlar yakalamamız. Rakibin özgüvenini kırdığımız zaman daha rahat bir oyun sergileyebiliriz ve rakibi daha çekingen oynamaya itebiliriz. Bu maç öncesi en önemli eksiğimiz geçtiğimiz haftanın yıldızlarından Harbuzi’nin 4-5 hafta sahalarda olmayacağı. Ofansif çeşitliliğimize zenginlik katan en önemli oyuncumuzun yokluğunda yapmamız gerekenlerde ne kadar başarılı olabiliriz burası soru işareti. Yerine bu görevi büyük olasılıkla Oktay Delibalta üstlenecek. Yetenekli bir oyuncu olmasına rağmen oyun zekası ve teknik olarak becerisi Harbuzi’nin seviyesinin çok altında. Onun eksikliğinde kendisini ispat etmesi için önemli karşılaşmalardan birisi bu karşılaşma olacak. Maç günü geçtiğimiz haftanın 11’inin değişeceğini düşünmüyorum. Zor bir deplasmandan düşündüğüm skor tahminim ise 1-1.