20 Kasım 2010 Cumartesi

İyiyle Karışık Kötü Sonuç 1-1

Maç öncesi yazımda da belirttiğim gibi oldukça eksik bir kadroyla sahaya çıktığımız için her sonuca hazırdık. Bunun üstüne ilk yarının sonunda kalecimiz Serdar ve orta sahamızdan Jedinak’da sakatlanınca ortaya hiç istemediğimiz bir kadro çıktı. Bu yüzden aslında bugünkü maçta sahada Gençlerbirliği var demekte esas itibariyle pek doğru sayılmaz. Bu verilere rağmen mutlak kazanmak zorunda olduğumuz maçlardan biriydi ancak olmadı. Beraberliğin iyi olduğu tek nokta altımızdaki bir rakibe avantaj vermememiz oldu. Yinede ben Ralf’in maç sonu değerlendirmesinden farklı olarak sonucu kötü olarak görüyorum.

Maça değinirsek aslında beklediğimden farklı fazla zevkli olmadan geçtiğini söyleyebilirim. Seyir açısından sıkıcı bir mücadelede değildi, pozisyonlar, ataklar vardı ancak iki takımda fazla hatayla oynadığı için teknik açıdan sıkıcıydı. Bunun dışında iki takımda kazanmak için fırsatlar ele geçirdi ama kafalarında öncelikle kaybetmemek düşüncesi olduğu görülüyordu ve buna göre oynadılar. Atılan iki gole bakarsak Süper Lig’deki takımların hiçbirine yakışmayacak kadar kaliteden uzak gollerdi, bu ve sahadaki diğer hatalar iki takımın kaliteleri hakkında fikir veriyor kanımca. Oyun olarak ise Kasımpaşa’nın bizden daha iyi olduğunu söylemek mümkün. Bulduğu pozisyon sayısı olarak da bizden daha fazlalar, özellikle ilk yarıda Serdar’ın kurtarmış olduğu net pozisyonlar önemliydi. Yılmaz Vural’ın farklı kazanacağımız maçtı açıklaması fazla abartı olmuş çünkü bizimde net pozisyonlarımız vardı, bunları es geçmiş anlaşılan. Maçı aktarış tarzımdan da anlaşılabileceği gibi özetle tekrar edersem son derece kaliteden uzak, yapılan hatalara göre de amatör küme maçlarından farksız gördüğüm bir maçtı. Önümüzde evimizde oynayacağımız, sakatlıkları bahane edemeyeceğimiz ki bunlara Jedinak’da eklenmiş şu andaki haberlere göre bir Sivas karşılaşması var ve şimdiden bu maçı düşünmeye mutlak üç puan şeklinde başlamamız gerekiyor.

18 Kasım 2010 Perşembe

Yedekler Paşa Karşısında !


Bu sezon talihsiz bir şekilde yaşadığımız sakatlıkların ardı arkası kesilmiyor. Önemli oyuncularımızın oldukça uzun süren sakatlıkları neticesinde kadromuzda her hafta yeni isimler görmek zorunda kalıyoruz. Takımdan gelen son sakatlık haberlerini de dikkate alırsak sezon öncesi ilk 11’de düşündüğümüz Pektemek, Zec, Harbuzi, Curri, Stewart ve Aykut Demir’in sakatlıkları devam ediyor ve ne zaman sahalara dönecekleri de belirsiz. Milli takımdan sakat dönen Orhan Şam’ın da oynamasının zor olduğu söyleniyor. Kısacası as 11’imizden 7 oyuncumuzun Paşa karşısında sahadaki yerini alamayacak. Ligde puan olarak yaşadığımız sıkıntıları atlatmak için bahanemizin olmaması gerekiyor ancak bu sakatlarlıklarında durumumuzu zorlaştırdığı bir gerçek.

Ralf ile oynadığımız haftalardaki olumlu futbolun şiddetle devamını beklediğimiz kritik üç karşılaşmalık döneme bu haftadan itibaren giriyoruz. Bu karşılaşmalarda rakiplerimizin bizim altımızda olduğunu düşündüğümüzde kazandığımız maçlar bize üç puandan fazlasını verecek ve rahat bir nefes almamızı sağlayacak. Bu rakiplerden ilki ligin dibine demir atmış Kasımpaşa. İlk galibiyetini önceki hafta alan Paşa bir bakıma moral kazanmış oldu bunu da devam ettirmek isteyeceklerdir. Biz ise geçtiğimiz hafta hakemden yana oldukça sıkıntı duyduğumuz karşılaşmada bana göre hak etmediğimiz bir mağlubiyet alarak haftayı moralsiz kapattık. Şu anda iki takımında oyun anlayışına bakarsak oynamak isteyen ekipler olduğunu görebiliriz. Paslaşan ve hücumu düşünen iki takım karşılaşmanın seyir zevkinin yüksek olabileceğini düşündürüyor bana. Maçı fazlasıyla eksiğimize rağmen zor olsa da kazanacağımızı düşünüyorum. Skor tahmini olarak ise düşündüğüm 1-2.

14 Kasım 2010 Pazar

Hakem Gol Gol Gol

Maalesef bu seferde kazanamadık geleneği sürdürerek ancak başlıkta da belirttiğim gibi bunda hakeminde büyük etkisi oldu ve bize ilk golü hakem attı diyebiliriz. Bu sezon hakemlerden yana büyük sıkıntı duyuyoruz. Bunun sebebi tesadüf müdür yoksa kasti yapılan şeyler mi bilemiyorum ama arka arkaya kötü yönetilen maçlar sonrası centilmen Gençlerbirliği taraftarı da zorlanıyor istenmeyen hareketler için. Maçta genel olarak takdir haklarını rakip takım lehine kullanmasına alışığız çünkü İstanbul takımları genelde her ne kadar çok şikayet de etseler kollanan taraf olmuştur ancak verilen penaltı penaltıysa eğer her maçta kaç penaltı çalınır düşünemiyorum bile. Maçın konuşulacak ilk olayı da yancılarda dahil olmak üzere hakem üçlüsü.

 
Hakemleri çıkartıp maçı değerlendirirsek eğer oyunu ikiye bölebiliriz. Maçın başından 35-40. dk. ya kadar bizimde kendimizden kaynaklanan hatalarımızla beraber oyunun kontrolü tamamen rakip Beşiktaş’taydı. Olumlu tek paslarla bizi oldukça zorladılar ve birkaç pozisyona da girdiler. Daha sonrasında yorgunluk belirtileri başladı, ileride basamadılar ve oyun bize dönmeye başladı. Her şey bizim adımıza iyi giderken ve hatta birkaç pozisyona da girmişken olmayan bir penaltı neticesinde ilk yarıyı geride kapattık. İkinci yarıda ise ilk 5 dk. kadar rakip baskın gibi gözükse de sonradan oyunun kontrolü tamamen bize geçerek neredeyse top sürekli rakip yarı sahadaydı diyebiliriz. Sakatlarımızın çok oluşunun eksikliği bu dakikalarda kendini daha fazla hissettirdi. Yetenekli oyuncu sayımızın fazla olmayışı kapalı savunmayı çok zorlayamamamıza neden oldu ve son dakikalarda gelen kontra golüyle maçı 2-0 kaybettik. Bu maç için takımın eleştirilecek tek noktası rakip baskı yaparken bunu kıracak hamleleri yapamamasıydı. Pas yapmayıp topları şişirmemiz organize olamamamıza neden olurken rakibinde teknik kapasitesi yüksek oyuncularına oynama fırsatı sundu. Takımımızın bu tip baskıdan kurtulmak içinde çözüm üretmesi lazım ki tam manasıyla iyi bir takım olabilelim. Sahanın en iyi ismine bakarsam Jedinak’ı rahatlıkla söyleyebilirim. İki takım içinde en iyi gözüken, en olumlu hareketler yapan olarak fazlasıyla dikkat çekti bugünkü maçta. Önümüzdeki Kasımpaşa deplasmanıyla bir seriye başlamamızı umuyorum.

13 Kasım 2010 Cumartesi

Bu Sefer Olacak mı?


Kötü bir başlangıçtan sonra teknik adam değişikliğiyle iyi bir görüntü veren Gençlerbirliği’miz ile Beşiktaş bu hafta Ankara’da karşı karşıya geliyor. Maç öncesi tabloya baktığımız zaman iki takımda istediği yerlerden oldukça uzakta. Diplerden kurtulmak için oynayacağımız bu karşılaşma öncesinde önemli birçok ismimizin sakatlıkları bizi düşündürüyor ancak rakibinde aynı konuda durumu bizden farklı sayılmaz. Form durumlarına baktığımız zaman biz daha fazla şanslı gözüksekte istatistiklere inanan biri olarak ligde uzun senelerdir Beşiktaş’ı yenemememiz ve lig tarihindeki en başarısız olduğumuz takımlardan birisi olması dezavantaj durumunda.
  

Geçtiğimiz hafta hem ofansif hem defansif anlamda yaptığımız bireysel hatalar sonucu kazanmamız gereken bir karşılaşmadan berabere ayrılarak sonuca üzüldük ama oynanan oyun bizi oldukça memnun etmişti. Sahaya çıkan kadronun isim fark etmeksizin belli bir sistem dahilinde oynaması, oyun planına bağlı kalması ve oynama istekleri senelerdir görmediğimiz, özlediğimiz sahnelerdendi. Bu maç öncesi de bu oyun anlayışını devam ettirebilmemiz durumunda maçı kaybetmeyeceğimiz inancındayım. Takımın ofansif kilit isimlerinden Harbuzi ve Zec’in yokluğunda Hurşut ve Serkan Çalık’a büyük iş düşecek. Bunun haricinde savunmadan Aykut Demir’de bu karşılaşmada yer alamayacak. Sezon başında düşündüğümüz kadrodan sakatlıklar sonrası oldukça farklı bir kadro çıkacak sahaya. Düşündüğüm olası kadro şu şekilde.

Kendi içinde büyük sallantıda olan rakip Beşiktaş’ın ise önemli fizik güç eksiği var. Bu da bizim için bir avantaj olabilir eğer geçtiğimiz haftalardaki gibi pas trafiğini iyi ayarlayabilirsek hatlar arasında boşlukları çok bırakan Beşiktaş karşımızda epey zorlanacaktır. Maça neredeyse ikinci takımımızla çıkmamıza rağmen bu maç için umudum oldukça fazla ve ligde yıllardır yenemediğimiz Beşiktaş’ı bu sefer yeneceğimizi düşünüyorum. Skor tahminim ise 2-1.