9 Aralık 2010 Perşembe

“0” Puanlık Tarihi Maç!


Hafta sonunda oynayacağımız Galatasaray karşılaşması puan mücadelesi haricinde Ali Sami Yen Stadı’nda oynanacak son Süper Lig karşılaşması olması nedeniylede manevi bir önemde taşıyor Türk futbolu ve özellikle Galatasaraylılar için. Pek çok başarının yaşandığı bu stadın yakın zaman içinde tarihe karışacak olması Galatasaray taraftarı için hüzünlü olsa gerek. Benzer şekilde neredeyse Ankaralı tüm futbol severlerin benim gibi 19 Mayıs Stadı’nın yıkılmasını beklemesine rağmen o gün geldiğinde eminim ki içlerinde yaşadıkları güzel günlerinde statla beraber yıkılması karşısında bir hüzün olacaktır. Ancak gelişen, değişen dünya ve teknolojisine ayak uydurmak içinde böyle olması gerekiyor. Umarız ki Ankara olarak da Ankara’ya yakışır bir stadı görebiliriz yakın zaman içerisinde.

Maçı birazda maddi açıdan ele alırsak eğer başlıkta da belirttiğim gibi maçın rakibimiz ve taraftarı için güzel sonuçlanması ve tarihi güzel kapatmaları oldukça olası gözüküyor. Aslında bu tahmini yaparken rakibi değerlendirmeye de gerek duymadım. Biz her hafta düzenli olarak maç yapan halı saha takımlarını bile yenemeyecek kapasiteye ulaşmış durumdayız maalesef. Bundan önceki üç haftayı ligin alt sıralarında, kadro kapasitesi sınırlı takımlarla oynayarak geçirdik ancak bu üç karşılaşmada neredeyse tek bir net pozisyona bile giremezken sayılamayacak kadarda pozisyon verdik rakiplerimize. Bu dönemde attığımız üç gol duran toplardan gelirken bunların ikisinde rakibin hataları golü getirdi. Bu maç sadece benim değil hiçbir taraftarımızın umudunun olmadığı bir maç ama futbolda tesadüfler her zaman vardır. Belki şanslı günümüze denk geliriz ve top döner dolaşır, kazananda biz oluruz.

Bu durumumuzun düzelmesi için beklentimiz sakatlarımızın ikinci yarı geri dönmesi ve gereken yerlere de takviye yapılması. Tabi en büyük beklentimiz artık bu işi yapamayacak yaşa gelen, yapamadığı şeyleri başkasına atfeden ve sürekli hedefsizlikle kulübümüzü küçük düşüren başkanımız ve piyon görevi üstlenen yöneticilerimizin kulübü terk etmeleri. Sahaya çıkan yedek takımımızdan onurlu mağlubiyet beklerken yönetimimizden bunu bekleyemiyoruz. Çünkü onlar için başarısızlık onur sayılır olmuş. Ben bu kadar olumsuz şeyleri yazarken bile halden utanacak hale gelmişken, üzülürken ve üstelik bu durumda hiçbir sorumluluğum olmamasına rağmen ilgililerden kaç tanesi Galatasaray gol attıkça sevinecek bunu keşke öğrenme imkanım olabilseydi de kulübümüz kimlere emanet daha iyi görebilseydik?

5 Aralık 2010 Pazar

Ligin Dibi…


Süper Lig’de 15. haftayı Konyaspor deplasmanında puansız kapatarak ligin dibine iyice yaklaşmış bulunmaktayız. İlk yarının bitmesine iki hafta kala zorlu iki rakiple karşılaşacak olmamız sebebiyle diğer karşılaşmaların sonuçlarına göre son üç içerisinde de ilk yarıyı kapatma ihtimalimiz yüksek. Bu olasılıklar dahilinde mutsuz günler biz taraftarları bekliyor. Bunlara alıştık geçtiğimiz sezonlardaki başarısız yönetimlerin sonucu olarak ama başarısızlığını kabul etmeyen bir anlayışı da değiştiremiyoruz maalesef. Tek umduğumuz ikinci yarıda durumun ehemmiyetini birilerinin görmesi ve ona göre çözümler üretmesi.


 
Maça geçecek olursak öncelikle golleri ele alarak başlamak istiyorum. Atılan üç golde Süper Lig’de oynayan takımlara ve oyuncularına yakışmayacak derecede kalitesiz, izlerken insana keyif bile vermeyen türden goller. Bundan iki hafta önce oynadığımız Kasımpaşa maçında da atılan gollerde aynı durum söz konusuydu. Bu takımların neden bu kadar alt sıralarda oldukları da sadece bu gollere bakılarak bile anlaşılabilir. Oyun olarak ele alırsak durumu kadro zaafından sonra Bank Asya kalitesinde bir takım olan biz, tıpkı kalitesi ayarında olduğu bu lige yakışır tarzda bir oyun oynadı. Rakip Konyaspor ise beni teknik adamından dolayı hiç şaşırtmadı ve klasik Ziya Doğan anlayışını sahada net bir şekilde gördük. Kaleci Serdar’ın hatasından yediğimiz gol sonrası geriye yaslanıp kontra şansı kovaladı ama pek başarılı olamadı. Bu bölümde rakibe göre iyi futbol oynadık ve ilk yarının sonlarında rakibin savunma kurgusundan tesadüf bir gol atarak ilk yarıyı bitirdik. İkinci yarı dengede başladı ancak son yarım saate girerken Konyaspor daha fazla yüklenerek gol aradı. Bunun da sonucunu son dakikalara yaklaşırken attığımız goldeki hatanın benzerini biz yaparak aldılar. Golden sonra verdiğimiz mutlak 4-5 gol pozisyonu var ki açıkçası bunları önemsemiyorum, son dakikalara girerken takımca hücuma çıkmanın doğal sonuçları. Genel bir değerlendirme yaparsak mağlubiyeti hak ettiğimiz açık. Tek iyi oyuncumuz Serkan Çalık olurken, en büyük hayal kırıklığımda Hurşut oldu. Serkan dışında vasatın üstüne çıkan bir oyuncumuzda olmadı. Önümüzdeki iki haftayı skor olarak en az hasarla atlatmaya bakacağız gibi görünüyor.

3 Aralık 2010 Cuma

İstikamet Konya


İlk yarının bitmesine üç maç kala oynayacağımız rakiplerden en zayıf halka olarak duran takımla yani Konyaspor’la bu hafta deplasmanda karşılaşıyoruz. İki takım içinde önemi alt sıralardan kurtulmak adına son derece büyük olan bu karşılaşma öncesi takımımızın durumu yine sakatlıklardan yana dertli. Bir önceki haftaki kadroya göre kıyaslarsak, son Sivas maçında sakatlanıp oyundan çıkan Mahmut’un durumu belirsizliğini korurken Aykut ve Orhan Şam’ın oynama ihtimalleri var. Savunma hattında görev alan bu iki oyuncumuzun oynaması durumunda en azından geri dörtlümüz daha güven verici bir hal alacaktır. Bunun dışında en kritik oyuncularımızda dahil olmak üzere 10’a yakın oyuncumuzun sakatlığı devam ediyor.


 
Sakatlık sorunu son haftalarda sürekli değindiğim gibi oyunumuzu ve alabileceğimiz muhtemel sonuçları da oldukça kötü etkiliyor.  Öyle ki üç pas üst üste yaptığımız olmuyor kaldı ki organize bir şeyler yapalım. Bu açıdan bakılınca taraftarlar olarak her maç öncesi içten umutsuz, görüntüde umut dolu oluyoruz ve genelde içimizden geçtiği gibi karşılaşmalarımız bitiyor. Bu maç içinde durum tamamen ortada duruyor. En yakın sonuç beraberlik diye tahmin ediyorum. Deplasmanda çok başarısızız ve üstüne birde bu kadar eksikle daha kötümser olmamamın nedeni ise bana göre Konyaspor’un ligin en kalitesiz kadrosuna sahip olması. Açıkçası sağlam bir kadromuz olsaydı direk galibiyet olarak göreceğim karşılaşmayı şu aşamada böyle görmek çok zor. İki takımın son iki hafta oynadıkları karşılaşmaların beraberlikle sonuçlanması da bu maç için iyi bir tahmin nedeni. Gönlümden geçen yakın tarihimizin en parlak skorlarından olan 6-1’i aldığımız rakip karşısında yine bunu tekrarlamak. Her ne kadar imkansız olsa da…